Mardin, Anadolu'nun binlerce yıllık köklü tarihi, eşsiz gelenekleri ve kültürel zenginliğiyle parlayan nadide bir şehridir.
Tarih, coğrafya ve kentin kültürel kimliğine genel bakış.
Taş evleriyle Mezopotamya ovasına bakan Mardin, Süryani, Arap, Kürt ve Türk kültürlerinin kaynaştığı, Deyrulzafaran ve Zinciriye Medresesi gibi şaheserleriyle, mimarisiyle büyüleyen bir şehirdir.
Müzeler, tarihi yapılar, anıtlar ve sanat durakları.
Tüm mekanların şehir genelindeki coğrafi konumları.
Bu kadim şehri anlatan başyapıtlar, romanlar ve unutulmaz dizeler.
Mardin sokaklarında çekilen ve kentin ruhunu yansıtan sinema eserleri.
Mardin ile özdeşleşen, dilden dile aktarılan türküler ve melodiler.
TRT Müzik Dairesi & Yöre Ozanları
Mardin düğünlerinde, meclislerinde ve yaylalarında Cümbüş, Ud, Def ve Zurna eşliğinde icra edilen asırlık ezgiler.
Geleneksel Ustalar
Hoyratlar, mayalar, gazeller ve sıra gecesi ezgileri ritimleriyle yöre insanının neşesini, coşkusunu ve hüznünü harmanlayan klasik türküler.
Mardin tarihinin akışını değiştiren kilit dönemler ve olaylar.
Hitit, Frig, Roma ve Bizans medeniyetlerinin Mardin topraklarında bıraktığı kaleler, tümülüsler ve kaya anıtları.
Malazgirt sonrası Türk fethiyle birlikte Mardin'da inşa edilen ulu camiler, medreseler, köprüler ve kervansaraylar.
İpek Yolu güzergahında gelişen hanlar, bedestenler, saat kuleleri ve geleneksel Osmanlı konak mimarisi.
Kurtuluş Savaşı'nda Mardin halkının bağımsızlık yolundaki fedakarlıkları ve Cumhuriyet ile birlikte yaşanan modern kalkınma hamleleri.
Mardin kökenli veya bu topraklarda eser vermiş unutulmaz isimler.
Dillerin ve dinlerin buluştuğu masal kent Mardin'i keşfedin. Eski Mardin taş evleri, Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti ve kaburga dolması durakları.
Gecesi gerdanlık, gündüzü seyranlık Mardin; sarı kalker taşından oyulmuş nakış gibi konakları, camileri, kiliseleri ve sonsuz Mezopotamya ovasına bakan teraslarıyla adeta bir açık hava müzesidir.
Mardin'i ziyaret etmek için en güzel mevsimler Ekim - Kasım (Sonbahar) ve Nisan - Mayıs (İlkbahar) aylarıdır. Yaz aylarında Güneydoğu sıcağı etkili olurken, sonbaharda taş sokaklarda serin esintiler eşliğinde yürümek ve teraslarda Süryani çayı içmek büyüleyicidir.