Sinop, Anadolu'nun binlerce yıllık köklü tarihi, eşsiz gelenekleri ve kültürel zenginliğiyle parlayan nadide bir şehridir.
Tarih, coğrafya ve kentin kültürel kimliğine genel bakış.
Türkiye'nin en kuzey ucağı olan İnce Burun Sinop'tadır. Sinop, dünya filozofu Diyojen'in doğduğu şehir. Kalesi, cezaevi müzesi ve Karadeniz'in en güzel koylarıyla tarihi ve doğal bir cennet şehirdir.
Müzeler, tarihi yapılar, anıtlar ve sanat durakları.
Tüm mekanların şehir genelindeki coğrafi konumları.
Bu kadim şehri anlatan başyapıtlar, romanlar ve unutulmaz dizeler.
Sinop sokaklarında çekilen ve kentin ruhunu yansıtan sinema eserleri.
Sinop ile özdeşleşen, dilden dile aktarılan türküler ve melodiler.
TRT Müzik Dairesi & Yöre Ozanları
Sinop düğünlerinde, meclislerinde ve yaylalarında Kemençe, Tulum ve Davul-Zurna eşliğinde icra edilen asırlık ezgiler.
Geleneksel Ustalar
Atma türküler, yayla havaları ve horon ezgileri ritimleriyle yöre insanının neşesini, coşkusunu ve hüznünü harmanlayan klasik türküler.
Sinop tarihinin akışını değiştiren kilit dönemler ve olaylar.
Hitit, Frig, Roma ve Bizans medeniyetlerinin Sinop topraklarında bıraktığı kaleler, tümülüsler ve kaya anıtları.
Malazgirt sonrası Türk fethiyle birlikte Sinop'da inşa edilen ulu camiler, medreseler, köprüler ve kervansaraylar.
İpek Yolu güzergahında gelişen hanlar, bedestenler, saat kuleleri ve geleneksel Osmanlı konak mimarisi.
Kurtuluş Savaşı'nda Sinop halkının bağımsızlık yolundaki fedakarlıkları ve Cumhuriyet ile birlikte yaşanan modern kalkınma hamleleri.
Sinop kökenli veya bu topraklarda eser vermiş unutulmaz isimler.
Sinop Kalesi surları içinde yer alan, üç tarafı denizle çevrili kaçılması imkansız tarihi cezaevi ve Sabahattin Ali'nin edebi mirası.
Sinop kent merkezinde, Karadeniz'in hırçın dalgalarının dövdüğü tarihi Sinop Kalesi surları içerisinde yükselen Sinop Tarihi Cezaevi, Türk edebiyatına ve yakın tarihine damga vurmuş en sarsıcı yapılardan biridir. Üç tarafı denizle çevrili yüksek kale surlarının ardında kurulu olan cezaevi, nemli havası ve aşılması imkansız duvarlarıyla dönemin "Anadolu'nun Alcatraz'ı" olarak anılmıştır.
Sinop Cezaevi'nin bulunduğu alan aslında M.Ö. 7. yüzyılda bölgeye yerleşen Miletliler döneminden itibaren savunma amaçlı kullanılan İç Kale bölgesidir. Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus'un 1214 yılında şehri fethetmesinden sonra kale güçlendirilmiş, Osmanlı döneminde ise tersane ve mühimmat deposu olarak kullanılmıştır.
1887 yılında Osmanlı Devleti döneminde resmi olarak kapalı cezaevine dönüştürülen yapı, 1999 yılına kadar aralıksız cezaevi olarak hizmet vermiş, bu tarihten sonra müze haline getirilerek ziyarete açılmıştır.
Sinop Cezaevi sadece mimarisiyle değil, koğuşlarında ağırladığı aydınlar,